alopesi.com

 

saç dökülmesi sorunu
olanların dostu site


Ana Menü | Editörden | Hastalar İçin | Literatür | Haberler | Medyadan | İletişim

.

Erkeklerde saç dökülmesi

Erkeklerdeki saç dökülmesinin tarihi bitmemiş senfoni gibidir. Önceleri tıbbın babası olarak kabul edilen Hipokrat'ta görülen tipe atfedilerek "Hipokratik dökülme" şeklinde adlandırılmış ve çok uzun süre bu isimle anılmıştır.  Erkeklere özgü saç dökülmesi,  Fransız dermatolog Sabouraud tarafından 1930 larda  cilt yağlanmasının önemi dikkate alınarak "Seboreik Alopesi"  olarak isimlendirilmiştir.  Biz cilt hekimleri daha çok Amerika'lı  Oreintrech'in "Androgenetik Alopesi" olarak yaptığı isimlendirmeyi tercih ederiz. 

İşte bu androgenetik alopesi daha sonra yapılan çalışmalar ile "Kadın tipi androgenetik alopesi" ve " Erkek tipi androgenetik alopesi" olarak ikiye ayrılmıştır. Kadın tipi androgenetik alopesiyi daha önce anlatmıştık. Erkek tipi ise tüm erkeklerde % 85 oranı ile en çok rastlanan saç dökülmesi tipini oluşturur.

Erkeklerde görülen bu tip saç dökülmesi oldukça özgün görünümlere sahiptir. Yaşla birlikte erkeklerde saç dökülmesi sonucu hepimizin bildiği gibi kelleşme ve kellik bulguları ortaya çıkar.  Ancak bilimsel olarak,  ilk defa, 1949 yılında adı Hamilton olan Amerika'lı  bir doktor tarafından bu görünümler resimlerle ifade edilmiş ve yaptığı tarifler genel kabul görmüştür. Ancak bundan 26 yıl sonra yine bir Amerika'lı dermatolog olan Dr Ottar Norwood bazı düzeltme ve ilaveler yaparak kendi adı ile anılan sınıflandırmayı ortaya atmıştır.  Günümüzde "Norwood - Hamilton Sınıflandırması" gerek saç hastalıklarının tanı ve tedavilerinin takibinde, gerekse saç araştırmalar ve saç nakli konusunda yapılan çalışmalarda bir standart haline gelmiştir. 

Norwood - Hamilton Sınıflandırması 1965

Erkek tipi kelliğin derecelendirilmesi bu sınıflandırmaya göre yedi basamaklıdır. 

Birinci basamakta alnın her iki yanındaki bölgelerdeki saçlar biraz gerileme gösterir.
İkinci basamakta
bu bölge saçları biraz daha geriye çekilerek bir körfez görünümü oluşturur.
Üçüncü basamakta bu körfez biraz daha derinleşirken, ayni anda saçlı derinin tepe noktasında da açılmalar başlar.
İşte bu iki açık alan
dördüncü basamaktan itibaren birbirleriyle birleşme yolunda ilerlerler.
Beşinci evrede bu iki alan arasında artık çok ince bir köprü kalmıştır.
Altıncı basamakta bu köprü de ortadan kalkar ve
nihayet
yedinci basamakta
sadece kulak arkaları ile ense bölgesinde bir şerit gibi az miktarda saç demeti kalmıştır.

Bu tip saç dökülmeleri erkeklerin hemen hemen yarısından fazlasında görülür. Bu durum o kadar yaygındır ki, saç kaybının bazı evreleri ( 4-7) erişkin erkekler için normal olarak kabul edilmektedir.  Bu durumu daha iyi anlatabilmek için internetten bulduğum yandaki grafiğe bakmamız yeterlidir. Denilebilir ki; 40 yaşındaki erkeklerin % 40 ı, 50 yaşındaki erkeklerin % 50 si, 60 yaşındaki erkeklerin % 60 ı kel görünümdedir. Yürüttüğümüz tez çalışmasında Türk erkeklerinde de benzer bir  sonuç çıkmıştır. Yani bir anlamda kellik yaşa bağlı doğal bir süreçtir.

Doğal ama, genç yaşta başladığında veya basamakların hızla atlanması halinde artık bir başka anlam ifade etmektedir.  İşte erkeklerin korkulu rüyası "Kellik korkusu" bu dönemde kendini gösterir.

Peki, nasıl oluyor da bazı insanlarda saç dökülmesi erkenden başlıyor ve adeta bir hastalık haline geliyor? Yani bu durumun sebebi nedir?. Bu durumun sebebi bir değil 3 tanedir; Birincisi ve önde geleni genetik yani aileden gelen kalıtsal özellikler, diğeri androjen adı verilen erkeklik hormonu ve üçüncüsü de yaştır.   Ancak hemen belirtmeliyim ki, akademik ortamlarda sebeplerden çok hastalığın oluş mekanizmaları dikkate alınmakta ve bu yönde çalışmalar yapılmaktadır.

Şimdi gelelim herkesin merak ettiği "Tedavi " kısmına. Bu konuyu önce ikiye ayırmak gerekir; birincisi " Medikal Tedavi"  yani ilaçla tedavi diğeri ise "Cerrahi Tedavi"  yani saç nakli meselesi. Belki kozmetik tedaviler adı altında peruk, postiş, saç yerleştirme vs uygulamalarını da "Kozmetik Tedavi "olarak bir 3. gurupta inceleyebiliriz. 

Androgenetik alopeside medikal tedavi konusunda birkaç yıl önce güzel bir derleme yapmıştık. Burada olduğu gibi tedaviyi bir kaç guruba ayırmıştık.  Birinci gurupta FDA yani Amerikan İlaç ve Gıda Kontrol Merkezi'nin onay verdiği iki ilaç bulunmaktadır. Minoksidil ( Rogaine ) ve Finasterid ( Propecia ). Birincisi 20, ikincisi de  nerdeyse 10 yıllık olan bu ilaçlar hala hekimler tarafından tercih edilmektedir.  İkinci gurupta etkinliği henüz kanıtlanmamış, araştırma düzeyinde olan ilaçlar bulunuyor. Bu gurupta oldukça fazla sayıda ilaç yer alıyor. Bunlar arasında Tretinoin, angiogenetik faktörler, takrolimus, sitokrom p 450 aromataz enzimi, hiyaluronik asit vs. gibi bir de gen tedavileri yer almakta. Üçüncü gurupta antiandrojenler bulunuyor ki en sık kullanılanları spironolakton, dexametazon, östrojenler, ketakonazol, simetidin gibi ilaçlardır. Son olarak dördüncü gurup ise tamamen alternatif tedavi ajanlarını kapsar.  Burada Saw palmetto (Amerikan palmiyesi), radix urtica (ısırgan otu), green tea (yeşil çay) vs gibi ilaçlardır. Bunların hemen hepsi bitkisel olup genelde exotik (uzaklardan gelen)  olanları tercih edilirler.

Bu ve adını anmadığımız diğer tedavi  ajanlarına ileride daha geniş yer ayıracağız ve tabii herkesin dilindeki "Mezoterapi" ye de ayni şekilde.

Ancak unutulmaması gereken bir husus da şudur; saç dökülmesinin tedavisi için herşeyden önce doğru teşhis gereklidir. Yeterli bilgi ve tecrübe ile desteklenen sağlıklı bir yaklaşım tedavinin başarısı için esastır. Mevcut çok sayıdaki tedavi yöntemlerinden hangisini seçeceği doktorun kendi tercihidir. Tedavi şekli ne olursa olsun bu sürec uzundur ve sabır gerektirir. Hastanın da bu sürece katılması tedavinin olmazsa olmaz koşuludur.