|
Editörden
Unutmayın! Saçlar da konuşur
Saçlarımız
yalnız bir güzellik unsuru olarak değil, aynı zamanda vücudumuzdaki
fizyolojik ve psikolojik değişimin habercisidir. Yani bir anlamda
"Saçlar sağlığın aynasıdır". Güzelliğimiz
konusunda önemli bir yer tutan saçlarımıza gereken ilgiyi gösteriyor,
onları sık sık yıkıyor, kremler, özel karışımlarla besliyor, canlı ve
güzel bir görünümde olması için uğraşıyoruz, ama saçlarımızın da bir
dili olduğunu, bazı hastalıkların habercisi olduğunu unutuyoruz.
Çok uğraştığımız halde saçlarımız sağlıklı bir görünüm almadığı zaman
“ne yapayım, saçlarımın cinsi böyle” demiyelim, belki de bu görünüm
altında başka nedenler, ciddi hastalıklar vardır.
Gerçekten saçlı deri, vücudumuzun diğer bölgelerindeki deri ile aynı
özellikleri gösterir ve cilt yüzeyi gibi duyarlıdır. Saçlı deri, iç
organ ve ruhsal etkenler kadar çevre şartlarına da duyarlıdır.
Vücudumuz, hastalık durumunda olduğu gibi sağlık halinde de her kısmı
ile kendini belli eder. Bir organ hasta olduğunda yalnız kendisi hasta
değildir. Bozulan bir bütündür. Bu bakımdan deri ve saçlı deri genel
durumun yansıtıcılarıdır. Organizmanın ahenkli çalıştığı ve hiç bir dış
etkenin rahatsız etmediği durumlarda saçlı deri sağlıklı, saçlar gür ve
canlıdır. Bunun aksine herhangi bir organa ait bozukluk olduğunda sağlık
durumu doğrudan saçlı deri sağlığı üzerine yansır.
İşte size
hastalıkların saçlar üzerinde olumsuz etki gösterdiği çeşitli durumlardan
bazıları;
Ağız hastalıkları,
diş etleri, diş alveolleri diş ve bademcik iltihapları, kulak
hastalıkları ve sinir hastalıkları sıklıkla saç dökülmesine sebep olur.
Karaciğer yetmezlikleri, kepeklenme, ekzema ve seborenin ortaya çıkışına
neden olabilir. Bağırsaklardaki bozukluklar ve özellikle kabızlık,
sıklıkla kepek, soluk ve kırılan saçlarla paralel gider. Bu organik
hastalıkların psikosomatik hastalıklar arasında olduğunu hatırlatmak
isterim. Bunlar sinirsel durumların ortaya çıkardığı fiili durumlardır.
Sonuç
olarak,
yazımızın başında da belirttiğimiz gibi, saçlarınızın cansız görünüşü
altındaki gerçek nedeni bulmak için bir doktora girmeyi önermekten başka
söyleyecek söz kalmıyor.
Doç Dr Adem
Köşlü
18.12.2006 |